Boran Yayınlarından Yeni Kitap: Bu Topraklar Bizim

6

Yazarın Adı: ÖZGÜR TUTSAKLAR Hasan KARAPINAR ve Çiğdem ŞENYİĞİT

Yayınevi; Boran Yayınları

Kitabı Okumak için Tıklayınız

Halkın Kütüphanesi için Tıklayınız

ÖNSÖZ

Bu kitapta Anadolu topraklarının emperyalizme nasıl peş­keş çekildiğini, uyuşturucunun kimler eliyle köylerimizde, kasaba­mızda, ilçemize sokulup yaygınlaştırıldığını okuyacaksınız.

İliç’te yozlaştırma politikası, emperyalist Anagold şirke­tinin Erzincan-İliç’e gelmesiyle birlikte; köy muhtarının, valinin, kaymakamın, jandarma komutanının, cami hocasının kısacası AKP’nin bütün resmi-gayri resmi tüm kurumları aracılığıyla ge­liştirilir. Hedef, halkın beynini uyuşturmaktır ki kimse yapılanları sorgulamasın.

Anadolu topraklarının her metrekaresi emperyalizme parsellenmiştir. Halkımız kendi doğup büyüdüğü topraklarda “yabancı” durumuna düşürülmüştür. İnsan kendi topraklarında yabancı olur mu hiç? Olmaz elbet. İşte İliç Avşar köyündeki ma­den şirketine karşı direnen 70 yaşındaki Şeyho Amca, işbirlikçi muhtara ve Amerikan altın şirketinin baskılarına boyun eğmez, atalarından kendisine miras kalan kerpiç evini terk etmez direnir. Karanlığın içine hapsedilmeyi, yoksullukla teslim alınmayı red­deder. “Belki yangını söndüremem; ama ateşin önünden de kaç­mayacağım” diyerek köyün ışığını yakar. O ışık yandığı sürece, umut da hep olacaktır.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap da; Anadolu halklarının öfkesinin, tüm karanlıklara rağmen şafakla birlikte adalete doğru yürümenin başlangıcını anlatmaktadır:

“Halkın öfkesi birikiyor ve gücünü Anadolu’nun ortasında karanlığın içindeki kuyuda ışık olan, çatısız; ama yanında yük­selen direkle ve direğin ucuna bağlı pervaneyi döndüren halkın dipten gelen öfkesinin rüzgârıyla dönen, bununla damının içi aydınlanan Şeyho ve ona bu ışığı yakanlardır ve şimdi sessizce oturuyorlar. Hepsinin gözleri TV’de kulakları açık, yüreklerinde öfke büyük. Ve ilk domino taşı düştü düşecek diğerlerini de dü­şürmeye yakın. Bizim hikâyemiz bir halkın adalet isteğinin ta ken­disidir ve bu son başlangıca giden ilk adımdır.”4

BU TOPRAKLAR BİZİM

Jack elinde kahvesiyle ofisinden içeri girdi. Bir aydır New York’tan, evinden, yatağından ve ofisinden ayrı kalmıştı. Türki­ye’yi il, il gezmişti. Türkiye misafiri çok seviyor ama onun için bu yeterli değildi.

Ofisten içeri girince çalışma arkadaşı Bil’ le karşı karşıya geldi. Hey dostum ne zaman geldin diyerek Jack’ın olduğu yere yöneltti. Dün akşam geldim New York’tan derken tokalaşmak için elini uzattı. Özledik seni. Türkiye gezin nasıl geçti?

Saatine bakan Jack, iyi geçti ama bir saat sonra toplantı var. Ayrıntıları sunumdan sonra konuşuruz diyerek hazırlanmak için masasına oturup bilgisayarını açtı.

Jack hazırmısın, seni bekliyoruz diyen July’nin sesiyle kendine geldi. Saatine baktı bir saat hızla geçmişti. Hızla bilgisa­yarını ve dosyalarını çantasına koyup, sunum yapacağı toplantı salonuna doğru geçti.

Toplantı salonuna girdiğinde kahve makinesinin başındaki şefi onu görünce sana da bir kahve dolduruyorum dedi. İyi olur çok ihtiyacım var diyerek önündeki ilk sandalyeye oturdu Jack.

Şef kahvesini verdikten sonra yanındaki sandalyeye otur­du. Jack kahvesinden bir yudum aldı. Kahve kupasını ağzına götürdüğü sırada kahveden gelen enfes kokuyu içine çekti. Tür­kiye’de de hiçbir kahveden bu tadı alamadım diyerek içinden bir yudum daha içti kahveden.

<iframe src="https://drive.google.com/file/d/16EVBt_67CKnrZzKG4AdAktan0PHnVPCG/preview" width="640" height="480"></iframe>

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz